Yazı insanın o günkü duygu ve düşüncelerinin kaleme dökülmesidir. Konuşmak kolaydır ama kaleme dökmek zordur. O yüzden yazarlar kıymetlidir isimleri birer değerdir. Kalemler çok kıymetlidir. Kalem vardır insana zarar verir. Kalem vardır insana şifa eder.  Durup dururken yazmak tıpkı kiraz ağacının en uç dalındaki son kirazı ezmeden almak gibidir Yazı. O son kirazı almak için belki tırmanacaksın, belki çılpı kullanacaksın, belki dalı kırmadan eğeceksin, belki de eğdiğinde yapraktan göremeyeceksin Kirazı.

Kirazı dalından almak için her türlü imkan kullanılacaksın. Yeşil yapraklar arasındaki o kiraza ulaşmaktır amaç. Mevsimine göre çok kıymetlidir Kiraz. Narindir görünüşü ve rengi mutluluk kuvvet içerir. Sofralarımızda meyvedir, dolaplarımızda turşudur, suyu şerbettir her şeyi ile şifadır. Ağacı kıymetlidir. Toprağı ve iklimi önemlidir. Adına festivaller yapılır Anadolu topraklarında. Adı çocuklarımıza verilen isimdir bazen, bazen  al yanaklım gibi bir benzetmedir. Bazen yörelerimize, köylerimize verilen bir isimdir Kiraz. Anadolu toprağının simgesidir.

Güzel ülkemizin güzel coğrafyası her metre karesiyle Kiraz gibi narin al yazmadır memleketimiz. Uğruna canlar verilen her metresi tarihtir topraklarımız. Medeniyetin beşiği ve üç dininde yaşandığı mazidir Anadolu toprağımız. Geçinmek için şehirlere koşarız çırpınır mücadele ederiz ama memleketimizden toprağımızdan köyümüzden vazgeçmeyiz asla. Gurbettekiler için Anadolu toprağımız sıla-i rahimdir bayramlarda tatillerde ilk önce koşulan yerlerdir. Memleket taşıyla toprağıyla özlenen vatandır. 

Coğrafyanın “Vatan” olarak insanına yakışması, “insanının” da o coğrafyaya yakışması eşine az rastlanan bir durumdur. Anadolu, bu yanıyla birçok coğrafyadan daha şanslıdır. Çünkü vatan dendiğinde, Anadolu’da yaşayan insanın gönlü yerinden oynar. “Vatan sevdası” sevdaların en büyüğü olarak görülür. Yaşadığı toprakları, bütün varlığıyla sahiplenip, özlemini, acısını, sevincini, insanî bütün değerlerini bir fidan gibi, bin bir emekle yetiştirenlerin yaşadığı yerdir, Anadolu.  Anadolu’da dağın, taşın, toprağın, ağacın, yokuşun, ırmağın, neyi sayarsanız sayın her şeyin dili ve kulağı vardır. Atasözlerimizin, deyimlerimizin, türkülerimizin, şarkılarımızın hikâyeleri vardır. Anadolu’da insan; dağla, taşla dertleşir, halleşir. Irmağın, şehrin, köyün, sokağın adında sakladığı hikâye aslında bu toplumun değerlerini barındırır. Bu değerler sözle beyan edilir. Böyle bir hakikati anlamış olacak ki sözün kıymetini yüzlerce yıl önce Yunus Emre şöyle dile getirmiştir:
Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz                                                                                                       
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz                                                                                                           
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı                                                                                                             
Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz… 

Sözlerimiz Anadolu’nun kendisidir. Gönül borcunu ödemektir duyguları yazıya dökmektir sözler.  Sözlerin sadakasıdır yazmak. Başta belirttiğimiz son Kirazı dalından koparmak gibidir yazılar. Kırmadan incitmeden üzmeden söylemektir yazı. Yazı insanın ruhuna gıda gönlüne Şifa olmalıdır yoksa neme lazım şifa olmayan reçetesiz İlaçtan.  Sağlıcakla.

Mustafa YAĞMURKAYA
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Erdi pullu 4 ay önce

Misafir Avatar
Zakir tapan 4 ay önce

ağzına yüreğine sağlık başkanım

Misafir Avatar
Tuncay Şahin 4 ay önce

rabbim muvaffak etsin. sizin kaleminizden ağulu aşı yağ ile bal eden yazılar döküleceğine eminim.

banner150

banner153

banner148

banner188