Müslümanlar için neşenin, mutluluğun, kardeşliğin ve paylaşmanın zirve yaptığı bir gün ile hüzün nasıl aynı başlıkta kullanılabilir diyorsunuz belki de. 

Dini bayramlarımızdan olan Ramazan Bayramına ulaşmış bulunuyoruz. Aynı zamanda 30 gün boyunca oruçlarını tutarak dini vecibelerini yerine getiren tüm Müslümanların sevinçlerinin katlandığı bu mübarek gün, ne yazık ki malum Corona salgını nedeniyle biraz hüzünlü geçecek gibi.

 
Nasıl geçmesin ki? 
İlk defa Arefe günü çocuklarımız heyecanla yatmayacak, annelerinin ütüleyip yataklarının yanına koyduğu bayramlıklarını seyrederek uykuya dalamayacaklar. Evlerde hazırlık yapılmayacak, eksik olan kolonya, şeker, tatlı vb. şeyler de alınmayacak.
İlk defa Bayram namazı için erkenden kalkıp camiye sevinç içerisinde gidemeyeceğiz. Namazı kıldıktan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getiremeyeceğiz. Bu tekbirlerle birlikte imam efendinin bayram hutbesini dinleyemeyeceğiz. Cami cemaati ile doya doya sarılarak bayramlaşamayacağız.


İlk defa büyük anne ve babalar, çocuklar, gelinler ve damatlar, torunlar bir araya gelemeyeceğiz. Eller öpülemeyecek, tertemiz bayramlıklarını giymiş çocuklar büyüklerinden harçlık alamayacaklar. 

İlk defa fırından alınmış taptaze ve sıcacık ekmekler eşliğinde büyük kahvaltı masasına oturamayacağız. Tabi büyükler salondaki masada, çocuklar ise mutfakta kahvaltı edemeyecekler. Kahvaltının ardından okkalı birer Türk kahvesi içilip sohbet edemeyeceğiz. Önceden sipariş edilmiş su böreği, evde yapılmış baklava da yiyemeyeceğiz elbette.

İlk defa ebedi aleme göç etmiş aile büyüklerimizin istirahatgahlarını ziyaret etmek için kabristanlara gidemeyeceğiz. Gittiğimizde onlara “Esselâmü aleyküm dâre kavmin mü'minîn ve innâ inşâallâhü biküm lâhikûn, es'elüllâhe lî ve leküm'ül-âfiyete”  diyemeyeceğiz.  Aziz ruhları için Yasinler, Tebarekeler, Fatihalar okuyamayacağız. Ama tüm bu duaları evimizden okumayı da ihmal etmeyeceğiz.

İlk defa akrabaları ziyaret edemeyeceğiz. Onlarla da bayramlaşamayacağız. Kimse elimize kolonya döküp –Hoşgeldiniz- demeyecek. Çaylarını içemeyeceğiz, bayram gününün keyfini ve mutluluğunu doya doya yaşayamayacağız. 

İlk defa bayramlıklarını giymiş çocuklar kapı kapı dolaşıp komşuları ile bayramlaşamayacak. Topladıkları şekerleri birbirleri ile değiş tokuş edemeyecekler. Aldıkları harçlıklar ile torpil, kız kaçıran , plastik tabanca alıp oynayamayacaklar.

Velhasılıkelam, hüzünlüyüz. 
Çünkü Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Fakat biz bu sünnetleri yerine getiremeyeceğiz için hüzünlüyüz. 

Yine de Bayramı hakkı ile yaşayabilenlerden olmalıyız. Unutulmamalıdır ki; Ramazan ayı gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük sevap ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz.

Bu da geçer ya Hu! Diyoruz. 
Hepimizin Ramazan Bayramı mübarek olsun.


* Selam sizin üzerinize olsun ey mü'minler yurdunun sakinleri! İnşallah bizlerde size kavuşacağız. Allah Teâlâ'dan bizim için de sizin için de afiyet diliyorum.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner150

banner153

banner148

banner188