Gündemin, gün içinde dahi birkaç sefer değiştiği son aylarda uzun zaman oldu yazmayalı. 15 Temmuz darbe girişimi, günlerce süren Vatan Nöbetleri, OHAL süreci, KHK’lar ve Vatanına ihanet etmiş FETÖ Terör Örgütü Mensuplarına dair gözaltı süreçleri ve tutuklamaları, işbirliği içinde olduğu terör örgütü PKK ve uydusu haline gelmiş HDP’li Belediyelere atanan kayyumlar, kapatılan üniversite ve okullar, gazete ve televizyonlar, Kripto Fetö’cülerin televizyon programlarında riyakarca açıklamaları, Fırat Kalkan’ı operasyonu, Irak ve Suriye meselesi. Daha yazamadığım o kadar başlık var ki. Ben bu yazımda, bu konulardan hiç birine değinmeden olaya bütünlemesine bakmayı tercih ettim.
Sosyal medyada bir söz dolaştı. Bir dönem özellikle akranım olan genç kardeşlerim, çok paylaşım yaptı. Neydi o söz; “Ömrümün en güzel yıllarını Recep Tayyip Erdoğan’ın kavgasının tam ortasına denk getiren Rabbime şükürler olsun”
Bana da Amin demek düşüyor, bu söz karşısında.
“Efsane Olun” başlığını bu haklı ve hakikat olan davada görev alan, gönül veren, Bakanından Bürokratına, İşçisinden İşverenine, Öğrencisinden Öğretmenine kadar her kesimi kapsadığı ve ilgilendirdiği için attım.
Malum, darbe girişimi aynı zamanda II. Kurtuluş savaşı olup, yüzlerce yıl sonra tarih kitaplarında yazdığı vakit, gelecek nesilin, gurur ve hayranlıkla okuyacağı, 15 Temmuz gecesi kahramanlarının hikayelerinin anlatılacağı bir savaştan galip çıkmanın haklı gururunu yaşadığımız bu günlerde, “bizler ne yapıyoruz ?” sorusunu kendime soruyorum. Daha iyisini yapmak için çalışıyormuyuz yada “zaten daha iyisini başkaları yapar canım benim çalışmama gerek gerek yok” düşüncesinin arkasına mı saklanıyoruz.
Belediye Başkanlarımız, Kaymakamlarımız, Valilerimiz görevlerini ifa noktasında layıkıyla ve tam anlamı ile yapmak için daha fazla çalışıyorlar mı? Öğretmenlerimiz en iyi öğrencileri yetiştirebilmek için kendilerini geliştiriyormu? Gazetecilerimiz haber kaynağını doğrulayarak haber yapıyorlar mı? Anne ve Babalar Vatanına Milletine sadık, kökü mazide gözü Ati’de olan bir neslin yetişmesi için daha fazla çaba harcıyorlar mı? Mensubu olduğum partimin (teşkilatları ve özellikle teşkilat idarecileri) İl, İlçe, Mahalle Başkanları ve Yönetimleri oturduğu koltuğun hakkını verebilmek için daha fazla çalışıyorlar mı? Bu gibi sorulara cevabımız “hayır” ise çok büyük gaflet ve dalalet içindeyiz demektir. Nice 15 Temmuz’lar, 28 Şubat’lar, 27 Mayıs’lar çokta uzakta değildir.
Bu ülke topraklarını kendisine Vatan bellemiş dili, dini, ırkı ne olursa olsun tüm vatandaşlarımızın üzerine düşen görev bir önceki günden daha fazladır. 15 Temmuz gecesi Şehid düşen, Gazi olan vatan evlatlarına ödememiz gereken çok büyük bir borç ve vebal vardır.
Peki son tahlilde biz bu süreçte ne yapıyoruz ve ne yapmamız gerekiyor?
İlk önce dürüst olacağız. Davamıza ve inandığımız hakikatlere, imanımızı, kendimizi, konumumuzu, makamımızı, arkadaş çevremizi tekrar tekrar gözden geçireceğiz. Almış olduğumuz kararda, o kararı uygulamaya geçirmekte ilk önce kul hakkına dikkat edip faydalı bir mesele olup olmadığını inandığımız vakit uygulamaya geçireceğiz.
Yapmış olduğumuz iş ve uzmanlık ( Siyasi, Sosyal, Mesleki vb.) alanında daha iyisini, en iyisini yapabilmek için daha çok çalışıcağız, zaman harcayacağız.
İçinde bulunduğumuz 21. Yüzyılın başında yakalamış olduğumuz tarihi fırsatı kaçırmadan. EFSANE Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın taşımakta olduğu yükün ucundan gücümüz yettiği kadar bizlerde yüklenip, Var gücümüzle çalışıp EFSANE Liderin EFSANE kadrosunda yer almanın haklı gururunu bir ömür boyu taşıyacağız.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
ERDAL GÜZEL 6 ay önce

"Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü zaman yok, süre az..."