Elektrik, her şeyin anahtarı. Günlük yaşantımızda birçok kere ona ihtiyaç duyuyoruz. Evde, işyerinde kısacası hayatımızın her alanında… Elektriğin kıymetini de en çok kesildiği zaman anlıyoruz. Hep düşünmüşümdür; elektrik faturası geç ödendiği zaman gecikme zammı uygulanır hatta kapatılıp açma kapama parası alınır ama elektrik kesilip hizmet alınamayınca neden faturadan indirim olmaz. Neyse konumuz “Elektrikte Tekelleşme”.

Yaklaşık 10 yıl önce Türkiye’deki elektrik dağıtım bölgeleri özelleştirildi. Devlet eliyle elektrik dağıtım dönemi geride bırakıldı. Mevzuatta değişiklikler yapıldı ve özel şirketler dağıtıma el attı. Devlet açısından zarar eden, kayıp-kaçak ve tahsilat problemleri ile uğraşan, sürekli bütçeden kamu kaynağı tüketen dağıtım bölgeleri artık özel sektörün elinde. Dolayısıyla söz konusu şirketler kar elde ederek, devlete özelleştirme bedelinin yanında vergi veren şirketler oldu. Bunlar elektrik dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesindeki artılar.

Birde eksiler gün yüzüne çıkmaya başladı. Dağıtım şirketleri kar elde edebilmek için, dağıtım bedeli, açma-kapama bedeli gibi uygulamalarla çareyi vatandaşa yansıtmakta buldu. Bu da halkın tepkisine neden oluyor. Dağıtım ihalesini alan özel dağıtım firması ihale süresi boyunca herhangi bir rakibi olmadığından halkın sesine kulak tıkayıp istediği uygulamaları yapabiliyor. Rekabet olsa halkın memnuniyeti için şartları daha iyi hale getirebilirlerdi.

Faturaların Tahsilatı

Bir diğer önemli konu, elektrik faturalarının tahsilatı. Devletten elektrik dağıtım ihalesini alan özel dağıtım firması, devlete verdiği ihale bedelinin bir kısmını çıkarabilmek amacıyla fatura tahsilatının yapılması için de ihaleye çıkıyor. Peki burada karşımıza ne gibi sorunlar çıkıyor bir bakalım.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)’dan faaliyet izni almış 34 özel şirket var. Bunlar su, doğalgaz, cep telefonu, internet vb. tüm faturaların tahsilatını yapabiliyorlar ama elektrik hariç. Elektrik faturasının tahsilatını yapmak için ilgili bölgenin dağıtım ihalesini alan firmanın açtığı fatura ödeme yetkisi ihalesini kazanmak gerekiyor. BDDK’tan yetkili 34 şirketten birisi ilgili bölgenin elektrik fatura ödeme yetkisi ihalesini alıyor ve diğerleri herhangi bir elektrik tahsilatı yapamasın diye dağıtım firmasıyla birlikte elinden gelen her yaptırımı kullanıyor. Böylece kalan 33 şirket o bölgede elektrik faturası tahsil edemiyor. Sorun da burada başlıyor yani “Tekelleşme” oluyor. 

Fatura tahsilatları bankaların dışında iki şekilde gerçekleşiyor. Birisi bu faaliyet izni olan 34 şirketin bayileri tarafından. Diğeri zaman zaman “kaçtı” diye haberlerde gördüğümüz faaliyet izni olmayan korsan fatura ödeme noktaları tarafından.

Benim dikkati çekmek istediğim mevzu BDDK’dan faaliyet izni olan her şirketin kısıtlama olmadan her faturayı tahsil edebilmesi durumudur. Türkiye’de esnafın durumu malum. AVM’ler ve büyük marketler esnafın hareket alanını oldukça kısıtlamış durumda. Yetkili fatura ödeme merkezleri ihtiyaç duyulan bir alan. Vatandaş kendisine en yakın fatura ödeme merkezine gitmek istiyor. Elektrik faturası tahsilatındaki tekelleşme nedeniyle diğer faaliyet izni bulunan ödeme noktaları elektrik faturası tahsil edemediği için vatandaşı geri çevirmek zorunda kalıyor veya zorlama yöntemlerle  hizmet vermeye çalışıyor.

Benim önerim, devlete yararı açıkça belli olan özel elektrik dağıtım firmalarının fatura tahsilatı yetkisini ihale ile değil belli başlı kurallarla vermesidir. Örneğin aynı iş kolu arasında mesafe uygunluk kuralı ki bunu birçok esnaf için de uygulamak ve zabıta ile denetlemek gerekir. Bir bakkalın hemen yanına başka bir bakkalın açılması, bir elektrikçinin çok yakınına bir başka elektrikçinin açılması esnafı olumsuz etkileyebilir. Burada sınırları devlet koymalıdır. Yani devlet esnafı vahşi kapitalizmden koruyup bir denge oluşturmalıdır. Faaliyet izni bulunan fatura ödeme merkezleri arasında makul bir mesafe belirlenir ve hepsi her faturayı tahsil ederek vatandaşa hizmet verir. Neticede bu ödeme noktalarını açabilmek için bayisi olduğu firmaya teminat bedeli yatırılıyor. Yani güven sorunu da ortadan kalkıyor. Gelişmiş ülkelerin özelliği koyduğu kurallar ve bunlara uyma oranlarıdır.     

Tekelleşmenin ortadan kaldırılması neticesinde bir firmanın bayisi değil her faaliyet izni bulunan firmanın bayisi mesafe uygunluk kuralı çerçevesinde vatandaşa daha yakın noktalar açarak serbest pazar mantığıyla hizmet verir. Daha çok insan ekonomik özgürlüğünü kazanır. Birileri daha çok zengin olsun yaklaşımı yerine ekonomi tabana yayılsın, daha fazla insanın refah seviyesi artsın yaklaşımı bence daha doğru bir yöntemdir. Yetkililere duyurulur.

Selametle…

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner150

banner153

banner148

banner188