Milletvekili Aday Adayı ,Zekiye Çapan İlk Kez Konuştu!
Gaziosmanpaşa ilçesinde 10 yıl aralıksız İlçe Kadın Kolları Başkanlığını büyük bir başarıyla yürüten, inanç, emek, zaman, tecrübe ve bilgi donanımıyla Gaziosmanpaşa’da siyasetinin simge isimlerinden Zekiye Çapan,Ak Parti İstanbul Milletvekili Aday Adayı olduğunu Gphaber.com aracığıyla açıkladı.

AK Parti  İstanbul  Milletvekili Aday Adayı Zekiye Çapan ile sıcak ve samimi bir ortamda geçen röportajını sunuyoruz.

1.      Zekiye Çapan kimdir?

Cevap: Ardahanlı, öğretmen kökenli esnaf bir baba ve ev hanımı olan bir anneden 9 kardeşli ailenin ilk evlatlarıyım.

Evli ve 3 çocuk annesiyim. İlköğrenimimi Ardahan’da, lise öğrenimimi İstanbul Eyüp Lisesinde okudum.

-          Lisans öğrenimimi ise  Newport İnternational özel üniversitesi, İstanbul/Kadıköy Davranış Bilimleri(Psikoloji) bölümü olarak tamamladım.

-          İstanbul/Fatih Üniversitesinde “Aile Danışmanlığı” eğitimini tamaladıktan sonra,

-          Mesleki sertifikalı eğitimlerimi ise İst. Bahçelievler Psikolojik Testler Derneğinden aldım.

-          Süper Vizyon Psiko-Terapi eğitimimi de  Psiko Terapi Eğitim Enstitüsünden tamamladım.

Öss sınavlarına girişlerdeki başörtü engeli kaldırıldıktan sonra ise gecikmeli de olsa özellikle  Devlet Üniversitesinde okumak istememden dolayı tekrar sınavlara girdim. İstanbul’da bir çok örgün üniversite eğitimi kazanmışken siyasi çalışma yoğunluğumdan dolayı  AÖF Sosyal Hizmetler Bölümünü özellikle tercih ettim. Ve söz konusu bölümde okudum.

 Yüksek Lisans’ım Psikoloji Bölümünde devam etmektedir.

Lisans bitirme tezim;  “Çocuk Gelişiminde Oyunun Önemi” konulu çalışmamı kitap olarak hazırlama aşamasındayım.

Mesleğimle ilgili bir çok sertifikalı eğitimlerimi, İst. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kampüs Merkezi/Bakırköy’den tamamlamış bulunmaktayım.

İş Hayatım ise;

30 Haziran 1980 tarihinde Ardahan’ın Göle ilçesi belediyesine Devlet Memuru olarak atandım. 1 yıl Başkanlık Özel Kaleminde çalıştıktan sonra Yazı İşleri Kararlar Müdürlüğü bünyesinde açılan kurum içi yeterlilik sınavıyla Başkatip’liği kazanarak bu göreve atandım.

6 yıl Başkatip olarak çalıştıktan sonra 15 Ekim 1987 tarihinde  İstanbul- G.O.Paşa  Belediyesine nakil yaptırdım. Söz konusu kurumda, Zabıt Muamelat Şefliği’nde, Hesap İşleri Müdürlüğünde çalışmakta iken 1994 yılında kurum içi atamayla İşletmeler Müdürlüğü’ne müdür olarak atandım. Görevimi ifa ederken 28 Şubat sürecinin başörtüden dolayı canını yaktığı, vicdanını kanattığı, kamuda çalışan biri olarak birçok özlük hakkımdan mahrum kalarak zorunlu olarak emekliliğe ayrılmak mecburiyetinde kaldım. 


2.      G.O.P Hanımlar sizin için ne ifade ediyor?

Siyasete Ak Parti’de kurucu olarak başlayan ve 14 yılın; 10 yılı çalışma hedef kitlesi, özellikle Kadın olan birisi olarak, G.O.Paşa kadınları da rahatlıkla söyleyebilirim ki Türkiye’deki Ak Parti’yi siyasi adres olarak benimseyen kadınlardan farklı düşünmüyorlardı. Çünkü; bireylerde olduğu gibi devlet adamlarında da doğru sözlü olmak, adil ve adaletli davranmak, kısaca; ahlak ve hukuk ilkeleriyle siyaset yapan devlet adamlarına Ak Parti iktidarına kadar hasret kalınmıştı.

1994 öncesi İstanbul’da devlet kaynaklarının çarçur edildiği, insanlara oksitli tankerlerden su içirildiği, çöplerin dağ gibi yığıldığı, insanların sabahları hastane kuyruklarında bir ilaç alabilmek için bekledikleri, memurların ve işçilerin  9-10 ayda maaşlarını alamadıkları, başörtüden dolayı okuyamayan öğrencilerin yaşadıkları psikolojik travmalar, ikna odaları ve benzeri durumlar, İski skandalları ve benzeri olaylar insanları, özelde de kadınların hayatını zorlaştırarak hayatından bezdirilmiş durumdaydı.

Hal böyle olunca, o dönemki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız şimdiki Cumhurbaşkanımız olan Sn. R.Tayyip Erdoğan başkanlığında, İstanbul halkına vadettiği projelerini icra etmesi, vatandaşa büyük bir güven vermişti. Onun için ben, partimizin kuruluş aşamasındaki yönetimleri oluşturma çalışmalarımda, kadınlarla görüşüp üye yaptığımda, inanın hemen hemen her kadın; biz, bu insana güveniyoruz, çoluk çocuğumuzun geleceğini ancak” bu adam” kurtarır dediklerini yıllarca dinledim.

Sonuçta gördüm ki kadın-erkek ayırmadan tüm insanların doğru politikalar üretip, ürettiklerini uygulayan, söylediği söze sahip çıkan ve vatandaşına ayrım yapmadan dokunan, ”Devlet Senin için vardır” anlayışıyla samimi hizmet eden devlet adamlarını sevdiklerini ve güvendiklerine şahit oldum. Onun işçindir ki halk Ak Parti’yi  her seçimde 1. Parti yapmıştır. Türkiye’deki kadın nüfus ve seçmen oranı da düşünüldüğünde, kadınların Ak Parti’den başka bir partiye güvenleri olmadığı da aşikardır.

 

3.      Zekiye Hanım sizin hayatınızın çizgisinin hayli zor geçtiğini anlıyorum. Peki siyasete nasıl başladınız?

 

Vatandaşını genelde 2.sınıf olarak gören, özelde ise; inancından, etnik yapısından ve kadın olmasından mütevellit dışlandığımız bir ülkede yaşamak ama var olamamak başlı başına siyaset yapmayı gerektiren bir durum değil midir?

1994 yılında şimdiki Cumhurbaşkanımız, İ.B.B’de belediye başkanı iken belediye kurumlarında başlattığı hizmet içi eğitimlerden mensup olduğum medeniyetin kavramlarıyla sunumları yapılıyordu. Ve bu sunumlar da benim düşüncelerimle uyuşuyordu.

Yani; insan olarak, vatandaş olarak, devlet memuru olarak, başörtülü bir kadın olarak; hak ve hukukumun devletin yanlış politikalarından dolayı gasp edildiğini anlıyordum.

1987 tarihine kadar Anadolu’nun küçük bir ilçesinde doğup büyümüş ve 1980 darbesi öncesi, hayata dair hayalleri elinden alınmış, 25 yaşında bitirmesi gereken üniversite öğrenimini 39 yaşına kadar hala  geçit bulamayan ama ümidini hiç yitirmeyen bir kadın olarak siyaset yapmamam kendimin ve  benim gibi milyonlarca kadının yaşadıklarını görmezden gelmem demekti.

Siyaset, yönetme sanatıysa, ülkeyi yönetenlerin, bizi sahip olduğumuz değerlerimizin dışına atmamalıdır. Devlet memurluğunda, çeşitli parti iktidarlarıyla çalıştım. 1994 yılından itibaren devletin yerel ayağının, milletiyle buluştuğuna şahit oldum. Bu şahitliktir ki ait olduğum yönetim adresini sivil olduğum andan itibaren tercih ettim.

Bu adres Ak Parti ile başladı ve büyük bir inanç ve mutlulukla hala emek vermeye  devam etmekteyim.

Özet olarak; Devletten artık korkmuyorum artık! Çünkü devletin, bana “Sen adamsın! Devlet her vatandaşına eşit muameleyi yapmak için vardır“dedi.

Yani ”Yaradılanı, yaradandan  ötürü seviyorum” anlayışıyla adil ve adaletli davranmak benim işimdir dedi ve bu güven duygusunu hissettirdiği için Siyasetteyim..!!

 

Ve siyasete de 20 yıllık devlet memurluğum sonrası,  2001 yılında kurulan Ak Parti’yle  başlayarak  29 mahalle, 5 belde ve 5 köyden ibaret 1.200.000(bir milyon iki yüz bin) nüfusu olan Gaziosmanpaşa ilçesinde 30 kurucudan biri olarak ilk olarak  Ana Kademede çalışmaya başladım.

                Kısa bir süre sonra da Kurucu Kadın Kolları Başkanlığı görevini üstlenerek; 1 atama, 2 kongreyle 10 yıl süreyle Kadın Kolları İlçe Başkanlığı’nı yürüttüm.      

                21 Eylül 2011 tarihli kongreyle isteğim üzere Kadın Kolları İlçe Başkanlığından ayrıldım.

                İstanbul İl Teşkilatının 7 Mayıs 2012 tarihli 4. Dönem Kongresinde İl Yönetim Kurulu Üyesi olarak tekrar aktif teşkilatçılık görevime başlamış oldum.

                İl Koordinatörü olarak 1yıl Kağıthane ilçesi,  2yıl Eyüp ilçesinde, Eş zamanlı olarak, Halkla İlişkiler Birim Başkanlığı Komisyonunda da 3yıl Üye olarak görev yaptım,

                14 yıllık aktif teşkilatçılığımda; ilçe ve il kongreleri ile büyük genel kurul kongresinde delege olarak görev ifa ettim.  Yine partimizin planladığı eğitimlere de Siyaset Akademisi başta olmak üzere katılmam gereken tüm eğitimlere katıldım.

                İstanbul İl Teşkilatı’nın 8 Şubat 2015 tarihli kongresinde de Milletvekilliği aday adaylığına başvuru yapabilmek için kendi isteğim üzere ayrılma kararı aldım.

Ve İstanbul İl Başkanlığı’na,  2. Bölge Milletvekili aday adayı olarak başvurumu yaptım.


4.      Kadın Olmanın Siyasetteki Zorlukları Nelerdir?

Kadınların seçim ve atamayla belirlenen karar organlarında eşit temsil ve katılım imkanlarının ve şartlarının daha zayıf ve kısıtlı olması, kadın istihdamı, çalışma yaşamındaki fırsat eşitsizlikleri, kadın yoksulluğu ile ilgili mücadele, kadının hala şiddet görüyor olması, kadınların ve erkeklerin; toplumsal cinsiyet rollerinden ve toplumdaki farklı konumlarından kaynaklanan farklı sorunları vardır.

Kadınların yaşadığı sorunların çözümü, kadınların haklı taleplerinin ve insani eşitlik haklarının zihinlerde kabul görüp, işleyiş ve uygulamalara yansıtabilmesi için kadınların siyasetin içinde olması ile gerçekleşebilir. Kadınların kanuni yollarla çözümlenmeye çalışılan ancak yaşamın içinde  bir türlü olması gerektiği gibi yerleşemeyen sorunlarının çözümü için kadınların mecliste ve karar organlarında yeterli ve etkili temsili ile mümkündür.

Siyaset söylemlerinin merkezinde yer alan fakat aynı zamanda onun dışına itilen kadınların siyaset çemberine alınması için yıllarca mücadele verdik tüm kadın arkadaşlarımızla.Hiçbir toplumsal cinsiyet rol ve görevlerini aksatmadan,ihmal etmeden hem evine çocuğuna eşine hem topluma partimize  insanlığa katkı sunabilmenin gayretini üstlendik ve bunu büyük bir dava aşkıyla geleceğimize dair ümit ve inancımızla gerçekleştirdik ve büyük başarılara imza attık hamdolsun. Ve bizim bu büyük mücadelemize sahip çıkan bize bizden çok güvenen, inanan en büyük destekçimiz genel başkanımız yani partimizin en üst karar merciisi oldu. kendimize olan inancımız, güvenimiz sayın genel başkanımızın bizlere olan güveni ve yüksek beklentileri ile de birleşince siyaseten hak ettiğimiz yerleri emeğimizle kendimize açtığımıza inanıyorum. Kadınız siyasetteki vitrinsel ve azınlıksal konumunun kadınlarımızın bu büyük gayret ve başarılarıyla her geçen gün daha da iyiye gittiğine şahit olmaktayız hep birlikte ve en önemlisi toplumdaki kadınların haklarını bilmediklerine, mücadele vermediklerine, toplumsal, ekonomik anlamda üretici değil tüketici olduklarına dair olan algının yanlışlığını kanıtladığımıza inanıyorum. Siyaset bireylerin ve toplumun sorunlarının çözüldüğü yerdir. Burada yer alan bireylerin sorunları tespit etmeleri ve bunlara dair politika oluşturmaları gerekir. Çeşitliliğin olmadığı yerlerde deneyimler eksik kalır. Örneğin engelli olmayan bir insan kaldırımların yükseklik sorununu kültür ve medeniyet anlamında elbetteki bilmesine rağmen,bir engelli kadar sıkıntı duygusunu nasıl oldugunun duygusunu yaşayamayacaği gibi,aynı şekilde yeşil alanlarda her yaş insanı için çok önemli olmasını rağmen çocuklu anneler için daha farklı bir öneme sahip olduğu gibi,onun içindir ki, Karar alanlar, kaynakları dağıtan insanlar arasında kadınlar yoksa kadınların sorunları çözülemediği gibi farklı anlamlar, nitelikler taşıyan kadın bakış açısından yoksun kalınır. Elbette 10 yıl kesintisiz bir şekilde parti kuruculuğu  ve kadın kolları kurucu başkanlığı yapmış bir bayan olarak, kadınlarımızın benimle birlikte yıllarca vermiş olduğu mücadelenin, emeğin, büyük bir aşkla yapılan hizmetlerin temsili olmak için ve  bu hizmet basamaklarında  devamlılığın sağlanması içindir vekillik isteğim. Çünkü yaşanan ve biriken çok anılarımız, deneyimlerimiz, tecrübelerimiz, paylaşımlarımız birikti ve bu birikimin en üst karar mercilerine aktarılmasının uygun olduğu ve zamanının geldiği inancındayım. Tabi bu ifadelerden kadınlar olarak yalnızca kadın sorunları ve çözümü ile ilgili çalışmalar yaptığımız düşünülmemeli. Biz kadınlar olarak her türlü toplumsal cinsiyet, siyasal, sosyal, ekonomik engel ve kısıtlılıklarımıza rağmen insanımıza, toplumsal meselelerimize, ülke ve dünya gündemimize dokunduk. toplumumuzun, insanımızın her türlü beklenti, istek, öneri, şikayetlerini ilgili siyasi ve kamusal mercilere ileterek, onların yüreğini taşıyarak, onların eli, gözü, kulağı olmaya gayret gösterdik. Ve bu istekli, gönüllü, yürekten gelen samimi çalışmalarımız, hep sevgi, inanç, teveccüh olarak geri dönüş yaptı bizlere. İşte yukarıda da izah ettiğim gibi bir kadın olarak hem eşit temsile katkı sunabilmek, kadınlarımızın ve diğer tüm toplumsal dokularımızın sorunlarına çözüm üretebilmek, daha geniş insan kitlelerine dokunabilmek, her geçen gün partimizin yükselttiği kalite ve hizmet çıtasına katkıda bulunabilmek ve bunca biriken tecrübenin bu yolla meclise iletilmesi için talibim milletvekilliğine.

 Milletvekili Adayı olarak çekinceleriniz var mı?
 Çekincelerim yok, çünkü kamuda ve siyasette çok uzun hizmet yolları kat ettiğimi, hiçbir basamak atlamadan tüm basamakları teker teker  yürüdüğümü ve gerek kamu ve gerekse teşkilatlardaki işleyişin dokusunu ve  hücrelerini  iyi bildiğimi, mesleğim olarak da ailelerle ve Stk’larla içi içe  olduğum için de kadının başta olmak üzere aile sorunlarına da vakıf olduğumu düşünmekteyim. Bu görev için hazır ve yeterli olduğumu düşünüyorum tabi ki teşkilatımız ve genel merkezimizin de uygun görmesi halinde.


Milletvekilliği’ne Neden Talipsiniz?
 
Gayesi, insanı merkeze alarak Ülkeyi yönetmek olan Partimdeki siyaset anlayışının, birey ve toplumun sorunlarının çözüldüğü gerçek bir çözüm mekanizması olduğu gerçeğine,  görerek, hissederek ve  yaşayarak tanıklık ettim.

Buradan hareketle, benim birincil ve en önemli görevimin, milletvekili adayı olmam ve seçilmem halinde:

Genelde: ülkemin tüm sorunlarının çözümünde, kolektif akıl ve kolektif davranışla, grup kararlarının bir neferi olarak, sorumluluğumun yüklediği rolün gereğini  parlamentoda en iyi şekilde yerine getirmektir.

Özelde ise;  parlamentoda bir milletvekili olarak:

Değer bağı ile akrabalık bağının birleşip güç kazandığı bir mekan ve toplumun en önemli kurumu olan ailenin ve aile yapısını meydana getiren ilişkilerin, medeniyetimiz ve kültürümüz çerçevesinde yeniden ele alınması gerektiğine olan inancımla;

Ailede var olan değerlerimizin metalaştırılma sebeplerinden hareketle, çözüm yollarına katkı sağlama çalışmaları için Adayım…
Sevgi, saygı ve merhamet gibi bize ait kavramların  seküler anlayışa teslim olması gerçeğinden hareketle,  bize ait olan bu kavramlarla yeniden konuşabilmek ve uygulanabilir çalışmalar yaparak bu değerlerimizin gerçek anlamda içselleştirilesine katkı sunmak için Adayım.
Günümüzdeki evliliklerin, haz ve madde üzerine inşası ile tahammüllerin azalması ve bunun sonucunda meydana gelen boşanmaların çoğalmasını önleyebilmek adına, ayrıca evliliklerin boşanmak için kurulmadığına dair; sevgi, vefa, fedakarlık, sabır ve saygının bize ait olan kaynağını yeniden gerçek anlamda sahiplenmenin, gelecek nesillerimize bırakacağımız en önemli ve kalıcı mirasımız olduğu gerçeği üzerine çalışmalar yapabilmek için Adayım..
Madde kullanan çocuk/gençlerimizin düştüğü durumların sebep-sonuç ilişkisinde çok önemsediğim aile tutumlarının bireyin kişiliğine etkisinin, gerek eğitim-öğretim kurumlarımızda  ders olarak verilmesi ve gerekse ebeveynlere yaygın eğitimle anlatılması çalışmalarına katkı sunmak için Adayım..
Annenin hamilelik sürecinden başlamak suretiyle, çocukların; fiziksel, duygusal, sosyal, zihinsel ve dil gelişim evrelerinin öneminin, anne babaların evlat sahibi olmalarından önce; kamu, yerel, stk ve medya aracılığıyla, eğitim almaları gerekliliği hususunda farkındalıklarının yükseltilerek, bu alanlardaki eğitimin yaygınlaştırılmasına  katkı sağlamak için Adayım…
Çalışan annelerin yaşadıkları her türlü zorlukların göz önünde bulundurularak,  kanunlara dayanak olabilecek öneriler sunmak için Adayım...
İnsanın hem yaratılış, tabiat ve fıtrat kanunları anlamında hem de insani değerleri ortaya koyarak ve ona bağlı kalarak yürüyebilme iradesinin  ahlaki bir kaynağı olması gerektiği eğitiminin ve öğretiminin gerek okullarda gerekse yaygın eğitim yoluyla, ciddi bir şekilde yapılmasına katkı sunmak için Adayım…
Gelecek nesillere Ahlak ve Hukukun, insanlığın vazgeçilemez bir değeri olduğunu çalışmalarına katkı sağlamak için Adayım…
Yazılı, görsel ve sosyal medyanın, başta gençlerimiz olmak üzere, ailelerimiz ve toplumumuzu, ahlaki tsunami felaketine daha fazla sürüklememesi, fiziksel ve ruhsal olarak daha fazla yaralanma ve ölüm yaşanmamasına dair çalışmalar yapmak için Adayım…

 İnsanın en büyük ödevinin, vicdanının ortaya koyduğu emirlere itaat etmesi gerektiği ilkesi ile projeler üretip geliştirebilmek ve çalışabilmek, bu anlamda hükümetimizde hali hazırda başlatılmış projelere de katkı sunabilmek için Adayım…
Milletvekili aday adayı Zekiye Çapan, bireysel olarak  hayata; değer+ mana=Huzur olarak bakan ve İnsan’ı bedeniyle, duygularıyla, aklıyla ve değerleriyle bir bütün olarak gören, bu anlamda da devlet sistemimizin medeniyet ve kültür değerlerimizden beslenmesi gerektiğine inananlardandır.

Aynı inanç ve bakış açısıyla;               

Devletlerin de gelecek nesillerine maddi miras telaşları kadar medeniyet ve kültür anlamında mana arkeolojisi mirasının zenginliğini bırakmaları gerektiğine inanmaktadır.


Sayın Başkanım, yoğunluğunuzun arasında bu röportajı bizimle gerçekleştirdiğiniz için çok teşekkür ediyoruz.

Bende teşekkür ediyorum, görüşlerimizi halkımıza arz ettirdiğimize vesile olduğunuz için. Çalışmalarınızın devamını diliyorum.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×