banner171

DÜŞMAN KENDİ İÇİMİZDE

İlk yazımızda , “Görünmeyeni Görebilmek” başlığı ile gelişen olayların perde arkasında neler döndüğüne dikkat çekmek istemiştik. Devam ediyoruz..
1996 yılında basit bir trafik kazası gibi gözüken Susurluk’ta ki olayda, Devlet-Siyaset-Mafya ü.geninde derin devlet yapılanması açığa çıkıyor, faili meçhul cinayetler de tartışılmaya başlanacaktı. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak, aynı İtalya’da olduğu gibi Gladyo nun Türkiye ayağı yok olacaktı.

Aslında 1994 yılında Refah-Yol iktidarı ile statükoyu sarsan bir değişiklik yaşanmış ama güç dağılımında taşlar yerinden oynamamıştı. 28 Şubat 1997 yılında, aktörleri tarafından “40 yıl sürecek” denilen postmodern darbe ile demokrasi askıya alındı. Aynı anda yaşanan ekonomik istikrarsızlıklar sonucunda 20 ye yakın banka 70 Milyar Dolar zararla batacaktı.

2001 yılında Ekonomik krizi çözmesi için Amerika’dan ithal Bakan Kemal Derviş’in iktidarda bulunan DSP’yi bölme çalışmaları, yeni parti kurma çalışmalarının ardından Ecevit hükümeti dağıldı. Büyük umutlarla Adalet ve Kalkınma Partisi iş başına gelecek ve Avrupa Birliği sürecini hızlandıracak bir programla işbaşı yapacaktı.

1 Mart tezkeresinin reddedilmesiyle gereken desteği bulamayan ABD, Irak’ı işgal etti. Siyasal ve ekonomik istikrar sayesinde Türkiye’ye yeniden güç ve prestij sağlamasına imkan sağlayacaktı ama Türkiye’nin 11 Eylül’ü gecikmedi. 15 Kasım 2003’te Sinagog, 20 kasım 2003’te İngiliz konsolosluğu ve HSBC bankasına saldırılar, ülkenin soluğunu kesecekti.

Kritik yerlerde kritik olaylar ardı arkasına gelmeye başlamıştı yeniden. 9 Kasım 2005 Şemdinli olayları, 5 Şubat 2006 Rahip Santoro cinayeti, 5 Mayıs 2006 Cumhuriyet gazetesine bombalı saldırı, 17 Mayıs 2006 Danıştay saldırısı, hatta saldırganın ateş ederken “Allahu Ekber” diye bağırdığı iddiası, 19 Ocak 2007 Hrant Dink suikastı, 9 Temmuz 2008 ABD Başkonsolosluğu saldırısı..

Gerçekten hiç bir şey eskisi gibi olmadı..Türkiye Cumhuriyeti Anayasal Hükümetini devirmek için devlet içine kümelenmiş illegal yapılanmaya karşı savaş başladı : Ergenekon..Balyoz..

Bu dava sürecinde irdelenmesi gereken konu ise, kökleri geçmişin karanlığına gömülmüş,kendilerini devletin gerçek sahipleri sanan hayali vatanseverlerden kurtulma çabasıdır. Bilinmelidir ki bu ülke vicdanıyla, tarihi ile, ezberleri ile yüzleşiyor. İçindeki düşmanla belki de son kozunu paylaşıyor. Milletimizin de bu konuya gereken hassasiyeti göstermesi, önemsizleştirilmeye çalışılan bu davayı asla küçümsememesi gerekiyor.

Son dönemlerde ekonomik açıdan nasıl bir gelişme gösterdiğimizi çok kısa olarak göstermek gerekirse ; Günümüzde Türkiye ekonomisi 2011 yılını, dünyanın en büyük 15. GSYH'sine sahip olarak tamamlamıştır. Hedef ise, cumhuriyetin 100. yılında (2023), dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer almaktır. Ayrıca Türkiye ekonomisi kişibaşı GSYH'sı 10.000 $'ın üzerinde olan ve aynı zamanda nüfusu 70.000.000'un üstünde olan 6 büyük ekonomiden birisidir. 2011 itbarıyla Türkiye'de işsizlik oranı Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) %9,8 olarak gerçekleşmiştir. Mayıs 2012'de bu oran %8,2 olarak açıklanmıştır.

Bu yazdıklarım salt birer rakam olarak görülürse anlamını kaybeder. O yüzden sahip çıkılmalı, kazanımlar paylaşılmalı ve artarak geliştirilmesi gerekir. Zaten gerçekleştiren de yine bu milletin ta kendisidir.

Özellikle terör konusunda hassas dönemlerden geçmekteyiz. Allah güvenlik güçlerimizin yardımcısı olsun. Yazımı bir başka yazımda kullandığım ifade ile bitiriyorum : “Kimse unutmasın ki , 1000 yıldır hüküm süren bu milletin kurduğu Devlet, öyle kolay kolay üzerinde oyun oynanabilecek, mesaj verilebilecek bir yer değildir. Ve ayrıca kimsenin de haddi değildir. Sorunlarımız olabilir, ama kendimizin halledemeyeceği kadar büyük değildir hiç biri. Eskiden vuku bulan bir takım dış müdahalelerden yeterli dersi aldığımızı düşünüyorum. Üstüne de ekliyorum; Allah devlete ve millete zeval vermesin. “


YORUM EKLE

banner208

banner148

banner150

banner153