Anasayfa
Yazarlar
MEKİN SALDIRAN
Yazı Detayı
Bu yazı 220 kez okundu.
Bir Yürüyüşten Daha Fazlası: Gazze İçin İnsanlığın Ayağa Kalkışı
Bazı yürüyüşler vardır; atılan her adım asfaltı değil, vicdanları titreştirir.
Bazı kalabalıklar vardır; sayılarıyla değil, taşıdıkları anlamla büyür.
Bugün Gazze için yapılan yürüyüş de işte tam olarak böyle bir duruştu.
Bu yürüyüş, bir organizasyonun, bir grubun ya da belli bir çevrenin etkinliği değildi. Bu yürüyüş; yeryüzünde hâlâ insan kalabildiğini haykıranların, “Ben buradayım” deme cesareti gösterenlerin yürüyüşüydü. Gazze’de aylardır süren zulme karşı, sessizliğin ağır bir suça dönüştüğü bir çağda, bu yürüyüş suskunluğa karşı atılmış ahlaki bir adımdı.
Bugün Gazze’de bombalar yalnızca binaları değil; çocukluğun masumiyetini, annelerin duasını, insanlığın ortak vicdanını hedef alıyor. Dünya ise çoğu zaman bu manzaraya bakıyor ama görmüyor. Konuşuyor ama söylemiyor. Tepki veriyor gibi yapıyor ama sorumluluk almıyor. İşte tam da bu yüzden bugün atılan her adım bir itirazdı:
“Biz bu zulme alışmayacağız.”
Bu yürüyüş, mazlumun yanında durmanın bir tercih değil, bir insanlık borcu olduğunu hatırlattı. Sloganlardan çok daha güçlüydü; çünkü sessizliğin içinden yükselen bir çığlıktı. Yürüyen her insan, “Ben Gazze’deki çocuğun gözlerine bakabiliyorum” deme cesaretini taşıyordu.
Gazze meselesi artık sadece bir coğrafyanın adı değildir. Gazze, bugün insanlığın imtihanıdır. Kimin adaletten yana, kimin güçlüden yana durduğunu gösteren bir aynadır. Bu aynaya bakan herkes kendisiyle yüzleşir. Bugünkü yürüyüş de bu yüzleşmenin sokaklara yansıyan hâlidir.
Bu yürüyüşte yaşlısı vardı, genci vardı, çocuklar vardı. Belki de en anlamlı olan buydu. Çünkü çocukların olduğu bir yürüyüş, geleceğe bırakılan bir not gibidir:
“Biz susmadık. Siz de susmayın.”
Kimileri “Bir yürüyüş neyi değiştirir?” diye sorabilir.
Ama tarih bize şunu öğretmiştir: Büyük değişimler, önce küçük ama kararlı adımlarla başlar. Vicdanın sesi yükselmeden adalet gelmez. Bugün Gazze için yürüyenler, yarın insanlık adına konuşacak olanların yolunu açmaktadır.
Bu yürüyüş bir son değil; bir başlangıçtır.
Gazze için atılan bu adımların, daha gür bir sese, daha geniş bir vicdan hareketine dönüşmesi gerekiyor. Çünkü zulüm devam ederken susmak tarafsızlık değildir; zalimin yükünü hafifletmektir.
Bugün sokaklarda yükselen bu çağrı şunu net biçimde söylemiştir:
Gazze yalnız değildir.
Ve insanlık, hâlâ ayaktadır.
Ekleme
Tarihi: 03 Ocak 2026 -Cumartesi
Bir Yürüyüşten Daha Fazlası: Gazze İçin İnsanlığın Ayağa Kalkışı
Bazı yürüyüşler vardır; atılan her adım asfaltı değil, vicdanları titreştirir.
Bazı kalabalıklar vardır; sayılarıyla değil, taşıdıkları anlamla büyür.
Bugün Gazze için yapılan yürüyüş de işte tam olarak böyle bir duruştu.
Bu yürüyüş, bir organizasyonun, bir grubun ya da belli bir çevrenin etkinliği değildi. Bu yürüyüş; yeryüzünde hâlâ insan kalabildiğini haykıranların, “Ben buradayım” deme cesareti gösterenlerin yürüyüşüydü. Gazze’de aylardır süren zulme karşı, sessizliğin ağır bir suça dönüştüğü bir çağda, bu yürüyüş suskunluğa karşı atılmış ahlaki bir adımdı.
Bugün Gazze’de bombalar yalnızca binaları değil; çocukluğun masumiyetini, annelerin duasını, insanlığın ortak vicdanını hedef alıyor. Dünya ise çoğu zaman bu manzaraya bakıyor ama görmüyor. Konuşuyor ama söylemiyor. Tepki veriyor gibi yapıyor ama sorumluluk almıyor. İşte tam da bu yüzden bugün atılan her adım bir itirazdı:
“Biz bu zulme alışmayacağız.”
Bu yürüyüş, mazlumun yanında durmanın bir tercih değil, bir insanlık borcu olduğunu hatırlattı. Sloganlardan çok daha güçlüydü; çünkü sessizliğin içinden yükselen bir çığlıktı. Yürüyen her insan, “Ben Gazze’deki çocuğun gözlerine bakabiliyorum” deme cesaretini taşıyordu.
Gazze meselesi artık sadece bir coğrafyanın adı değildir. Gazze, bugün insanlığın imtihanıdır. Kimin adaletten yana, kimin güçlüden yana durduğunu gösteren bir aynadır. Bu aynaya bakan herkes kendisiyle yüzleşir. Bugünkü yürüyüş de bu yüzleşmenin sokaklara yansıyan hâlidir.
Bu yürüyüşte yaşlısı vardı, genci vardı, çocuklar vardı. Belki de en anlamlı olan buydu. Çünkü çocukların olduğu bir yürüyüş, geleceğe bırakılan bir not gibidir:
“Biz susmadık. Siz de susmayın.”
Kimileri “Bir yürüyüş neyi değiştirir?” diye sorabilir.
Ama tarih bize şunu öğretmiştir: Büyük değişimler, önce küçük ama kararlı adımlarla başlar. Vicdanın sesi yükselmeden adalet gelmez. Bugün Gazze için yürüyenler, yarın insanlık adına konuşacak olanların yolunu açmaktadır.
Bu yürüyüş bir son değil; bir başlangıçtır.
Gazze için atılan bu adımların, daha gür bir sese, daha geniş bir vicdan hareketine dönüşmesi gerekiyor. Çünkü zulüm devam ederken susmak tarafsızlık değildir; zalimin yükünü hafifletmektir.
Bugün sokaklarda yükselen bu çağrı şunu net biçimde söylemiştir:
Gazze yalnız değildir.
Ve insanlık, hâlâ ayaktadır.
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.